İçeriğe geç
Bağımsız yayın · Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin resmî sitesi değildirRSS · Bağımsızlık notu
SKB Kent RehberiSağlıklı, erişilebilir, dirençli kentler için bağımsız rehber
Yerel yönetim

Paranı Nereye Harcayacağına Sen Karar Ver: Katılımcı Bütçenin Çıplak Gerçeği

Bir belediye başkanı kürsüye çıkıp "bütçeyi birlikte yapalım" dediğinde, çoğu zaman kastettiği şey bir anket doldurmanızdır.

Fotoğraf: Ambassador Burns answers questions at a town hall meeting in Wuhan for U.S. citizens
Fotoğraf: Ambassador Burns answers questions at a town hall meeting in Wuhan for U.S. citizens · Ambassador Nicholas Burns · Public domain · Wikimedia Commons

Bir belediye başkanı kürsüye çıkıp "bütçeyi birlikte yapalım" dediğinde, çoğu zaman kastettiği şey bir anket doldurmanızdır. Doldurursunuz, sonuçlar bir yerlerde yayımlanır, kimse ne olduğunu takip etmez. Katılımcı bütçeleme bu değil.

OECD'nin 2022 tarihli yurttaş katılım rehberi meseleyi net tanımlıyor: kamu otoritesi önce kapsamı, aşamaları ve uygunluk koşullarını belirliyor. Sonra yurttaşlardan proje önerileri topluyor. Bu öneriler oylanıyor. Ve asıl can alıcı nokta: seçilenler bütçeye giriyor, uygulanıyor, takip ediliyor. Zincirin son halkası kopuksa ortada katılımcı bütçe falan yoktur. Ortada bir halkla ilişkiler egzersizi vardır.

Katılımcı Bütçe Nedir, Ne Değildir?

Katılımcı bütçeleme, bir belediye bütçesinin önceden belirlenmiş bir kısmı üzerinde yurttaşların doğrudan söz sahibi olduğu bir karar mekanizmasıdır. Vatandaş bütçesi, katılımcı bütçe, ne derseniz deyin — özü aynı: fikir toplarsınız, teknik elemeden geçirirsiniz, oylatırsınız, yetkili organ onaylar, uygularsınız.

Participatory Budgeting Project'in saha rehberi bu döngüyü beş temel adımda özetliyor: fikir toplama, önerileri son hâline getirme, oy verme, değerlendirme, kazanan projelerin uygulanması. Participatory Budgeting Handbook ise öneri geliştirme aşamasında topluluk üyelerinin fikirleri önceliklendirip somut tekliflere dönüştürdüğünü vurguluyor. Dikkat: fikir başka, somut teklif başka. "Mahallemizde daha fazla yeşil alan olsun" bir fikirdir. "Falan sokaktaki atıl araziye 200 metrekare çocuk oyun parkı yapılsın, maliyeti şu kadar" bir tekliftir. İkincisi olmadan birinci adımda kalırsınız.

Bu noktada en sık yapılan hata karşımıza çıkıyor: katılımcı bütçeyi bir danışma süreciyle karıştırmak. Anket yapmak katılımcı bütçe değildir. Fikir kutusu koymak hiç değildir. Mekanizmanın çalışması için oylanan projelerin resmî bütçeye girmesi ve uygulanması şarttır. UN CEPA'nın 2022 strateji notu, sürecin nihai adımını açıkça "önceliklerin resmî bütçe belgelerine dahil edilmesi" olarak tanımlıyor. Dahil edilmezse? Süreç tamamlanmamıştır.

Süreç Nasıl İşler?

Dünya Bankası'nın katılımcı bütçeleme kılavuzu süreci on adımda tarif ediyor. Aşamaları sıralayalım.

Organizasyon modelini hazırlamakla başlıyorsunuz: kim koordine edecek, bütçe havuzu ne kadar, takvim ne? Ardından ilk kamu toplantıları geliyor — burada sürecin kuralları anlatılıyor, yurttaşlar bilgilendiriliyor.

Üçüncü adım fikir toplama. Herkes öneri sunabilir, ama bu öneriler henüz ham hâldedir. Asıl iş burada başlar. Dördüncü adım, tekliflerin teknik analizi. Dünya Bankası bunu ayrı bir adım olarak tanımlıyor ve bunun altını çizmekte fayda var: teknik eleme yapılmazsa oylamaya uygulanamaz projeler gider.

Teknik analizden geçen öneriler liste hâlinde yayımlanıyor. Beşinci adım bu. Sonra oy verme aşaması geliyor — yurttaşlar listeden seçim yapıyor. Oylama bittiğinde sıra yetkili organda: Dünya Bankası kılavuzu "sorumlu organın katılımcı bütçeyi onaylaması ve imzalaması" gerektiğini söylüyor. Belediye meclisi ya da eşdeğer bir organ, sonucu resmîleştiriyor. Onay yoksa uygulama yoktur; oylama sembolik kalır.

Uygulama aşamasında ise ilginç bir detay var: kazanan projeler için gönüllü çalışma grupları kurulabiliyor. Bu, kâğıt üzerinde kulağa hoş geliyor ama pratikte belediyenin işi tamamen gönüllülere yıkması riskini de barındırıyor. Son adım ise süreç değerlendirmesi. Ne öğrenildi? Gelecek döngüde ne değişecek?

Teknik Eleme Neden Kritik?

Fikir topladınız, coşku yüksek. Herkes mahallesine havuz istiyor. Peki o mahallede su şebekesi havuzu kaldırır mı? İmar izni alınabilir mi? Maliyet hesaplandı mı? İşte teknik eleme bu sorulara cevap verir.

Avrupa Parlamentosu'nun 2024 tarihli notu, fizibilite analizi ve ortak planlama aşamasında önerilerin önceden belirlenmiş ölçütlere göre değerlendirildiğini söylüyor. Bu ölçütler arasında fizibilite, yasallık, sağlık ve güvenlik, çevresel etki, eşitlik ve fon sağlayıcıların öncelikleri yer alıyor. Liste uzun ve her biri elenme sebebi olabilir.

Teknik elemeyi atlarsanız ne olur? Vatandaş oy verir, proje seçilir, belediye "ama bu yapılamaz ki" der. Sürecin güvenilirliği yerle bir olur. Bir sonraki döngüde kimse katılmaz. OECD rehberi tam da bu yüzden sürecin başında kapsam ve uygunluk koşullarının belirlenmesini şart koşuyor. Eğer her şey önerilebilir denirse, hiçbir şey uygulanamaz hâle gelir.

Kaynaklarda belirtilen öneri geliştirme aşaması burada devreye giriyor: topluluk üyeleri fikirleri önceliklendiriyor ve somut önerilere dönüştürüyor. Yani teknik eleme sadece belediyenin yaptığı bir masa başı işi değil; yurttaşlar da bu aşamada aktif. Fikrini projeye çevirmek, maliyetini araştırmak, yasallığını sorgulamak — bunlar yapılmadan oy pusulasına yazılacak tek bir satır yoktur.

Kimler Öneri Sunar?

Bu sorunun evrensel bir cevabı yok. OECD rehberi "yurttaşlar" diyor. Participatory Budgeting Project "topluluk üyeleri" ifadesini kullanıyor. Dünya Bankası "sakinler" diyor. Ama yaş sınırı var mı? İkamet şartı aranıyor mu? Mahalle bazında mı sınırlandırılıyor? Her süreç kendi kurallarını baştan yazmak zorunda.

Bu belirsizlik aslında mekanizmanın esnekliğinden geliyor. Bazı belediyeler 16 yaş üstü herkesin oy kullanmasına izin veriyor, bazıları seçmen yaşını şart koşuyor. Bazıları sadece o mahallede oturanların o mahallenin projelerine oy vermesini istiyor. Kimi süreçlerde göçmenler, mülteciler, hatta o bölgede çalışan ama ikamet etmeyenler de dahil ediliyor.

Buradaki kritik nokta şu: uygunluk kriterlerini sürecin en başında, şeffaf biçimde açıklamazsanız meşruiyet tartışması kaçınılmaz olur. "Neden ben oy kullanamıyorum?" sorusunun cevabı, süreç başlamadan verilmelidir. OECD rehberinin daha ilk adımda "uygunluk koşullarını belirleme"yi sayması boşuna değil.

Gerçek Katılımı Yüzeysel Katılımdan Ayıran İşaretler

Bir sürecin gerçekten katılımcı bütçe olup olmadığını anlamak için üç şeye bakın.

Bir: oylanan projeler resmî bütçeye girdi mi? UN CEPA'nın net ifadesiyle, öncelikler resmî bütçe belgelerine dahil edilmek zorunda. Bu olmazsa süreç bir temenni listesinden ibarettir.

İki: yetkili organ onayladı mı? Dünya Bankası kılavuzu bu adımı açıkça sayıyor. Belediye meclisi ya da eşdeğer organ oylanmış projeleri onaylamadıysa, ortada bağlayıcı bir karar yoktur.

Üç: uygulama takip ediliyor mu? OECD rehberi bazı durumlarda yurttaşların seçilen projelerin yürütülmesi ve izleme-değerlendirme aşamalarına da dahil edildiğini belirtiyor. Dünya Bankası gönüllü çalışma gruplarından bahsediyor. Eğer proje seçildikten sonra kimse ne olduğunu sormuyorsa, o süreç ölmüştür.

Bu üç işaretin hiçbiri yoksa elinizdeki şey katılımcı bütçe değildir. "Mahallemiz için ne istersiniz?" anketidir, fikir atölyesidir, belki iyi niyetli bir halkla ilişkiler çalışmasıdır — ama bütçe değildir.

Sık Hata ve Riskler

En yaygın hata, süreci sadece fikir toplamaktan ibaret sanmak. Fikir kutusu koydunuz, yüzlerce öneri geldi, sosyal medyada paylaştınız — bu katılımcı bütçe değil. Oylama yok, eleme yok, uygulama yok.

İkinci büyük hata teknik elemeyi atlamak. Her öneriyi olduğu gibi oylamaya sunarsanız, uygulanamaz projeler seçilir. Belediye "bunu yapamayız" dediğinde vatandaşın güveni sarsılır. Bir sonraki sefer kimse vakit ayırmaz.

Üçüncü hata uygulama ve takip yapmamak. Proje seçildi, bütçeye girdi, sonra ne oldu? Kimse bilmiyor. Altı ay geçti, bir yıl geçti, kazı çalışması başlamadı bile. Dünya Bankası kılavuzu bu yüzden süreç değerlendirmesini ayrı bir adım olarak koyuyor. OECD rehberi yurttaşların izleme ve değerlendirmeye dahil edilmesini öneriyor. Bunlar süs değil, mekanizmanın çalışır durumda kalması için zorunlu adımlar.

Dördüncü risk ise bütçe havuzunun sembolik düzeyde tutulması. Belediyenin toplam bütçesinin yüzde biri bile olmayan bir rakamla "katılımcı bütçe yapıyoruz" demek, sürecin adını kullanıp içini boşaltmaktır. Bunun evrensel bir standardı yok — ama yurttaşın sağduyusu var.

Oylanmış bir önerinin belediye bütçesine gerçekten girip girmediği, tek başına, bu işin turnusol kâğıdıdır. Bütçe kitapçığını açıp o projenin karşılığını göremiyorsanız, size sunulan şey katılım değil, katılım tiyatrosudur. Uygulamanın takibi ise ikinci sınavdır: kazı yapıldı mı, park açıldı mı, oyun alanına çocuklar girdi mi? Girmeden süreç kapanmaz. Kapanırsa, bir daha açılmaz.

Genel bilgidir; mühendislik, hukuk veya tıbbi danışmanlık yerine geçmez. Yönetmelikler ve uygulamalar değişebilir, işlem yapacağınız kurumun güncel duyurusunu esas alın.

Sunucu, ziyaret sayımı için iki birinci taraf çerez bırakır: mz_src ve mz_vid. Reklam veya üçüncü taraf çerezi yoktur. Tarayıcı ayrıca bu bildirimi kapattığınızı hatırlar. Ayrıntılar