İçeriğe geç
Bağımsız yayın · Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği’nin resmî sitesi değildirRSS · Bağımsızlık notu
SKB Kent RehberiSağlıklı, erişilebilir, dirençli kentler için bağımsız rehber
Kent sağlığı

Kişi Başına Yeşil Alan Hesabı Nasıl Yapılıyor ve Büyük Rakam Neden Yanıltıyor

Şehir yönetimleri düzenli olarak kişi başına düşen yeşil alan miktarını ilan eder. Hesaplama yöntemi aldatıcı ölçüde basittir: toplam yeşil alan, şehrin nüfusuna bölünür.

Fotoğraf: Urban green space - geograph.org.uk - 8264747
Fotoğraf: Urban green space - geograph.org.uk - 8264747 · Graham Hogg · CC BY-SA 2.0 · Wikimedia Commons

Şehir yönetimleri düzenli olarak kişi başına düşen yeşil alan miktarını ilan eder. Hesaplama yöntemi aldatıcı ölçüde basittir: toplam yeşil alan, şehrin nüfusuna bölünür. Sonuç metrekare cinsinden okunur. Ama bir parka yürüyerek ulaşıp ulaşamadığınızı bu tek sayı söylemez.

Ortalama bir vatandaşın gözünde 10 metrekare yeterli görünebilir. Oysa yeşil alanın tamamı şehrin kuzey ucundaki orman vasfındaki araziden oluşuyorsa, güney mahallelerinde oturan kimse için bu rakamın hiçbir anlamı kalmaz. İşte belediyelerin paylaştığı başlık sayısı ile gerçek erişim arasındaki makas burada açılır.

Matematik sandığınızdan daha kaba

Bir araştırmada ifade edilen formül nettir: kentsel yeşil alanların toplam yüzölçümü, toplam nüfusa bölünür. Parklar, bahçeler ve diğer yeşil örtüye sahip alanlar bu hesabın içine girer. Süs bitkisiyle kaplı bir refüj de, bir futbol sahası büyüklüğündeki mahalle parkı da aynı kategoride sayılır.

Bu toplama işlemi sırasında alanın niteliği, zemini, gölgesi ya da oturma imkânı hesaba katılmaz. Dolayısıyla iki ayrı şehrin aynı kişi başı metrekareye sahip olması, yeşil kalitesinin aynı olduğu anlamına gelmez. Veri politikacıların işine geldiği şekliyle derlenir; bir şehrin yüzölçümü genişledikçe, sınır içindeki tarım arazileri bile toplama eklenebilir. Oysa bir vatandaşın dinlenmek için buğday tarlasına girmesi ne mümkündür ne de beklenir.

Böldüğünüz nüfus hangi nüfus?

Bir araştırma da aynı yöntemi tekrarlar: toplam rekreasyon alanı, kentsel nüfusa bölünür. Buradaki kritik sözcük “kentsel nüfus.” Belediyenin hangi nüfusu esas aldığı sonucu doğrudan değiştirir. Kayıtlı ikamet edenler mi, gündüz çalışanları da kapsayan fiili nüfus mu, yoksa su ve elektrik aboneliğinden çıkarılan tahmini bir sayı mı? Literatürde evrensel kabul görmüş bir kural yoktur. Belediye istatistik müdürlükleri bu tercihi kendi ihtiyacına göre yapar.

Pratik sonuç şudur: Kalabalık bir iş merkezi barındıran ilçede gündüz nüfusu gece nüfusunun iki katına çıkabilir. Eğer hesaplama sadece ikamet eden nüfusla yapılırsa, kişi başına yeşil alan miktarı olduğundan yüksek görünür. Ama o parkları öğle arasında kullanan binlerce çalışan resmî denklemin dışında kalır. Veri ile zemin arasındaki bu kopukluk, siyasi vaatlerle saha gerçeğini karşılaştıran herkesin aklında tutması gereken ilk maddedir.

Elli metre de var, bin metre de

İngiltere’de yapılan kapsamlı bir çalışma, yeşil alan erişimini bambaşka bir şekilde ölçtü. Araştırmacılar konut posta kodlarının merkezinden en yakın parka veya bahçeye olan kuş uçuşu mesaafeyi hesapladı. Aynı çalışma 500 metre ve 1.000 metre yarıçapında tampon bölgeler kullanarak her posta kodu çevresindeki park sayısını da saydı.

Bir araştırma ise mesaafe ölçümünü patika mesaafesine çevirerek iki aşamalı değişken havza alanı yöntemini kullandı. Bu çalışmada 1.000 metrelik bir eışik belirlendi ve bu mesafe “yaklaışık 10-15 dakikalık yürüme” olarak tanımlandı. Bir araştırma da benzer biçimde 1.000 metrelik seyahat eşiğini “yaklaışık 10 dakikalık yürüme” diye not etti.

Aaraştırmacıların kullandığı bu mesafe eşiklei, beldeiyelerin paylaıştığı “kişi başına 15 metrekare” türü ortalamalardan çok daha fazla şey anlatır. Zira bir park 300 metre uzaktaysa her gün kullanılır; 1.200 metre uzaktaysa hafta sonları için saklanır. Aradaki fark, yeşil alanın kağıt üstündeki metrekaresiyle değil, yürüme mesaafesiyle okunur.

Ya bir büyük park ya on küçük bahçe

PLOS ONE çalışması bir adım daha atarak her parkın toplam alanını, o parka 1.000 metre mesaafede yaşayan nüfusa böldü.. Bu yöntem, parkın gerçekte kaç kişiye hizmet ettiğini gösterir.. Söoz gelimi şehrin dışında koca bir kent ormanı bulunabilir ve kişi başına düşen metrekaareyi tek başına yükseltebilir. Ama oraya yürümek mümkün değilse, hesaba giren o dev alan sadece istatistiksel bir süs olarak kalır.

Frontiers makalesinde kullanılan yöntem de aynı mantığa dayanır: yeşil alan büyüklüğü, potansiyel kullanıcı sayısına bölünerek metrekare cinsinden arz-talep oranı elde edilir. Küçük ama her mahallede bulunan cepler, uzakta duran bir dev parktan çok daha yüksek bir gerçek erişim sağlar. Şehrin tamamı için ilan edilen tek bir sayı, bu dağılım eşitsizliğini tamamen gizler.

Dikkatli olunması gereken eşikler

Kamuoyunda sıkça “WHO standartlarına göre kişi başına 9 metrekare yeşil alan gerekir” türünden cümleler dolaşır. Gerçek çok daha karmaşık. Bir araştırma Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisini şöyle aktarır: kentsel yerleımlerde, konuta 300 metre mesaafede en az 0.5 ile 1 hektar büyüklüğünde kamusal yeşil alan bulunmalıdır. Bir başka araştırma da aynı eşikleri tekrar eder: minimum1 hektar ve maksimum 300 metre mesaafe.

Burada rakam metrekaare başına değil, mesaafe ve büyüklük üzerinden tanımlandı. Evrensel geçerliliği olan tek bir minimum metrekare hedefi yoktur. Bağlam, iklim, kent dokusu ve nüfus yoğunluğu değiştikçe hedefler de değişir. Bu yüzden bir siyasetçi “WHO standardını yakaladık” dediğinde, hangi metriği kastettiğini sormak gerekir.

Kendi hesabınızı yapmak için dört soru

Kişi başına yeşil alan rakamını test etmenin yolu karmaşık modellere ihtiyaç duymaz. Şu dört soru yeterlidir:

Birincisi, belediyenin yayımladığı toplam yeşil alanı (metrekare cinsinden) alın ve son resmî nüfusa bölün. Elinizdeki sonuç, yönetimin açıkladığı sayıyla örtüşmelidir. Fark varsa, hangi alanların dahil edildiğini sorgulayın: mezarlıklar, refüjler ya da askerî araziler hesapta mı?

İkincisi, o yeşil alanın ne kadarı size 1.000 metre mesafede? PLOS ONE’daki İngiltere çalışmasının yöntemini zihninizde uyarlayın: evinizin çevresine 500 ve1.000 metrelik sanal bir daire çizin, içinde kalan parkları sayın.

Üçüncüsü, o parkların her birinin toplam büyüklüğünü, çevrede yaşayan tahmini nüfusa bölün. Eğer bir park 2 dönümdür ve çevresinde20 bin kişi yaşıyorsa, kişi başına0,1 metrekare düşer. Şehrin öbür ucundaki500 dönümlük orman ise bu hesabı kurtarmaz.

Dördüncüsü, gittiğiniz parka yürüme süresini ölçün.1.000 metre yaklaşık12-13 dakika sürer.10 dakikayı aşan her park, gündelik kullanım için “uzak” sayılır. Bu dört adım, belediyenin tek satırlık ortalamasından çok daha dürüst bir tablo çizer.

Şehriniz kâğıt üzerinde kişi başına 20 metrekareyi geçiyor olabilir. Ama o alanın yarısından fazlası yerleşimin dışındaysa, yürüme mesafesinde sadece birkaç yüz metrekarelik cepler kalmışsa, rakamın büyüklüğü sadece istatistik kitaplarını süsler. Yeşil alan politikası, ortalamadan değil kapıdan parka kadar olan mesafeden başlatıldığında anlam kazanır.

Genel bilgidir; mühendislik, hukuk veya tıbbi danışmanlık yerine geçmez. Yönetmelikler ve uygulamalar değişebilir, işlem yapacağınız kurumun güncel duyurusunu esas alın.

Sunucu, ziyaret sayımı için iki birinci taraf çerez bırakır: mz_src ve mz_vid. Reklam veya üçüncü taraf çerezi yoktur. Tarayıcı ayrıca bu bildirimi kapattığınızı hatırlar. Ayrıntılar